Rasul Almammadov
28 Mart 2025 Cuma
Eğitim Videoları (Yöntem-Teori-Tarih)
4 Mart 2025 Salı
Peter J. Katzenstein – 80 Yaşında (1945-)
Bu blog yazısının amacı, daha önce başka bir yazıda ele aldığım bir konuya katkı sunmaktır. 2020’ler, Uluslararası İlişkiler disiplininin kurucu babalarının (Kenneth Waltz, Stanley Hoffmann, Robert Cox, Susan Strange, Ernst Haas vb.) kabaca yüzüncü yıl dönümlerine denk gelmektedir. Bu isimlerin entelektüel hikâyesini öğrenmek, hem öğrencilerin merak duygusunu tetiklemek hem de disiplinin yörüngesine dair bir fikir sunmaya yardımcı olacaktır. Daha önce birkaç blog yazısı paylaşmış olsam da, iki hafta önce 80. doğum yılını kutlayan Peter Katzenstein, bu yazı dizisinin ilk ismi oldu.
Katzenstein,
Uluslararası İlişkiler disiplininde köprü kurucu (bridge-builder)
isimlerin başında gelmektedir. 1970’lerin ortasından itibaren en üretken
akademisyenlerden biri olmuş ve entelektüel yörüngesi, karşılaştırmalı
siyasetten uluslararası ilişkilere, politik ekonomiden inşacılığa kadar farklı
çalışma alanlarının bütüncül bir şekilde anlaşılmasına öncülük etmiştir.
Benjamin Cohen, onu Uluslararası Politik Ekonomi alanındaki en etkili yedi
isimden biri olarak tanımlamıştır. 2008 yılında 2700 akademisyen arasında
yapılan TRIP anketinde katılımcıların %40’ı, rasyonalizm-inşacılık ayrımı
yerine bir senteze ulaşılması gerektiğini ifade etmiş ve son yılların en etkili
20 ismi arasında Katzenstein, 9. sıradan listeye girmiştir.
50
yılı aşkın akademik yaşamında 48 kitabın yazarlığını ve editörlüğünü yapmış,
ayrıca sayısız makale yayımlamıştır. 1982-2022 yılları arasında Cornell
Üniversitesi’nin Politik Ekonomi dizisinin editörlüğünü üstlenerek 5,7 milyon
doları bulan ve 373 binden fazla satış yapan 148 kitabın yayımlanmasını
sağlamıştır. Aralarında Joseph Grieco ve David Lake’in de bulunduğu 65’ten
fazla öğrenciye tez danışmanlığı yapmış ve bir o kadar öğrencinin de tez
komitesinde yer almıştır. Ayrıca 2020 yılında Johan Skytte Ödülü’nü
kazanmıştır.
Öğrencilerini korkutacak kadar talepkâr olduğu söylenen Katzenstein hakkında, Benjamin Cohen, onun kendisinin de en iyi versiyonu olmaya çalıştığını ve bulunduğu herhangi bir odada, farklı çalışma alanlarından gelen insanlardan bir şeyler öğrenmeye çalıştığını belirtmektedir. Eğer odada bir botanikçi varsa, mutlaka yeni şeyler öğrenmek için fırsat kolladığını ifade etmektedir. Mümkün olduğunca farklı birimlerde derslere katılmaya ve entelektüel gelişimini olabildiğince renkli hâle getirmeye özen göstermiştir.
Almanya
doğumlu olması, lisans eğitiminde ABD’de yabancı öğrenci olarak karşılaştığı
deneyimler, karşılaştırmalı siyaset alanından gelmesi ve LSE’de okurken
Deutsch’un çalışmalarından etkilenmesi, onun ABD’de ana akım içinde sınırlı bir
alanda kalmak yerine daha bütüncül çalışmalar üretmesine neden olmuştur.
Uluslararası
İlişkilerde (Uİ) en önemli tartışmalar analiz düzeyleri çerçevesinde
ayrışmışken, Peter Gourevitch vd. (2008) de belirttiği üzere “hiç kimsenin
Katzenstein'dan daha iyi yapamadığı şey, farklı analiz düzeylerini aynı kitapta
bütünleştirmek” olmuştur. İç politikanın etkisi ihmal edildiği için Uİ’de
genellikle artık bir kategori (residual category) olarak yer almıştır.
Ancak Katzenstein’a göre, politika davranışını gerçekten anlamak istiyorsak,
her bir vakada devlet ve toplumu birbirine bağlayan politika ağlarının yapısal
özelliklerine bakmamız gerekmektedir. Onun ifadesiyle, “İç yapılar, her
bir ... politika ağına özgü mantığı ifade eden dış ekonomik politikaları
üretir” (Cohen, 2007: 126).
TRIP Anketleri - 2009 |
Disiplinde ulusal
güvenlik, genellikle verili olarak ele alınmış ve analize dışsal bir unsur
olarak değerlendirilmiştir. Alexander Wendt ve Martha Finnemore, akademideki
muhafazakâr tutuma dikkat çekerken, Katzenstein yeni jenerasyonun fikirlerini
ciddiye alan ve Soğuk Savaş sonrası dönemdeki değişime öncülük eden
akademisyenlerden biri olduğunu söylemekteler. Ulusal Güvenlik Kültürü (The Culture
of National Security) isimli kitabın editörlüğünü yaparak bu tartışmalara
önemli bir katkı sunmuştur. Karl Deutsch ile birlikte çalışmış olması önemli
olsa da, bu kitabı öğrencilerine ithaf ederek her şeyi onlardan öğrendiğini
vurgulamıştır. Finnemore ve Wendt de, Katzenstein’ın ana akım içinden gelip
bunu açıkça ifade eden ilk akademisyen olduğunu belirtmektedir.
Peter
Gourevitch ve diğerleri, Katzenstein’ın çalışmalarının birkaç temel tartışmayı
içerdiğini belirtmektedir. Buna göre, ilk olarak devletin kara kutusu
açılırken, ulusal toplumların her zaman tarihsel olarak şekillenmiş iç yapıları
ve kendilerine özgü kültürleriyle ayırt edici özellikleri olduğu
vurgulanmıştır. İkincisi, yapısal ve kültürel analiz arasında bir ilişki
kurmaya çalışmıştır. Akademik yaşamının ilk on beş yılı yapısalcı bir
perspektife sahipken, bunun yeterli bir açıklama olmadığını ve insanların
düşüncelerine ve kimliklerine de önem verilmesi gerektiğini düşünmeye
başlamıştır. Örneğin, Almanya ve Japonya aynı yapısal konumda olmalarına
rağmen, terörle mücadelede farklı süreçler izlemişlerdir. Yapısal analizi
reddetmese de, iç siyasi yapıların nasıl kültürel pratiklerde temellendiğini
açıklamaya çalışmıştır.
Bir
diğer önemli görüşü ise, hakikatin istatistik verilerle soyutlanmadan veya
stratejik etkileşimlerden anlaşılamayacağıdır. Uluslararası sistemin ve iç
siyasetin karmaşıklığı, indirgemeci bir şekilde açıklanamaz. Karşılıklı
bağımlılık açıklanırken, diğer taraftan farklılıklar nedeniyle bir yakınsamanın
olamayacağı ifade edilmiştir.
Kısacası,
toplumlar içinde bulundukları bölgesel ve küresel bağlam olmaksızın
anlaşılamaz; bölgesel ve küresel siyaset de bu yapıları oluşturan birimlerin
kendine özgü nitelikleri olmadan anlaşılamaz. Burada amacım, uzun uzun
çalışmalarını özetlemek değildir. Dahası, bu en iyi şekilde onun arkadaşları
tarafından The Political Science of Peter J. Katzenstein isimli makalede
veya Benjamin Cohen’in kitabında yapılmıştır. İlgili arkadaşlar UPE’den Uluslararası Güvenlik’e, küçük
devlet çalışmalarından bölgesel ve küresel çalışmalara kadar tüm temel
katkılarını bu makalede ayrıntılı bir şekilde okuyabilir.
Yakın
tarihli çalışmalarında Katzenstein, disiplinin çok fazla meşgul olduğu
metateorik tartışmalara alternatif olarak analitik-eklektizmi önermektedir.
Buna göre, daha pragmatist bir bakış açısı lehine bu metateorik tartışmaları
bir kenara bırakmak gerekmektedir. Eğer bizi bekleyen sorunlara bir çözüm
önerisi getirmek istiyorsak, o zaman daha paradigmatik tartışmaları bir kenara
bırakarak pragmatik bir alternatif üretmemiz gerekmektedir. Bu çerçevede üç
temel ontolojik varsayım bir araya getirilebilir: realizmin maddi güce,
liberalizmin işbirliğine, inşacılığın ise norm ve kimliklere olan vurgusu bir
arada ele alınabilir. Ona göre, inşacılık-liberalizm ve inşacılık-realizm
birlikte alındığında güçlü bir kombinasyon üretmektedir. Analitik-eklektizmin
iki önemli nedeni vardır: Birincisi, küresel sorunlara acil politika önerileri
gerekmektedir. İkincisi ise, metateorik tartışmaların uzlaşılamaz olmasıdır.
Son
çalışmalarında ise Katzenstein, dünya siyasetinde belirsizliklerle
ilgilenmektedir. Bunun felsefi temeli ise, dünyayı mekanik bir şekilde
inceleyen Newtoncu düşünceden farklı olarak, dünyanın gerçek işleyişini
yansıtan belirsizliği ve ilişkiselliği niteleyen kuantum çalışmalarına
dayanmaktadır. Bu konuda düşünceleri, detaylı bir şekilde Worldviews in
World Politics isimli kitap bölümünde bulunabilir.
Tek bir alana sıkışıp kalmamak önemlidir; bazı akademisyenler bunun için çok farklı alanlara yönelmekte ve mümkün olduğunca güncel tartışmaları anlamaya çalışmaktadır. Peter Katzenstein, bunu mümkün olduğunca yapmaya çalışmıştır. Bu konuda kendisine kulak verelim.
"Ben, iç siyaset ile
uluslararası ilişkiler arasında keskin bir ayrım olmadığını savunan bir
entelektüel gelenekten geliyorum. Bu nedenle, Amerikan siyaseti, uluslararası
ilişkiler ve karşılaştırmalı siyaset arasındaki ayrım benim için hiçbir zaman anlamlı
olmadı. Lisans düzeyindeki derslerim genellikle üç alt alanda sınıflandırılır.
Bu yüzden ilk adım benim için kolaydı: Siyaset bilimi alanında yeni mezun olan benim
kuşağım tarafından o dönemde politik ekonomiye yeniden ilgi duymaya başlamıştı.
İkinci olarak, ben genellikle
monotonluktan sıkılan biriyim. 1980’lerin sonlarına gelindiğinde, Soğuk Savaş
sona ermişti ve ben yeni bir alana yönelmeye hazırdım. Güvenlik çalışmalarını
incelemek için uygun bir zaman olduğunu düşündüm. Ancak geleneksel yaklaşımlardan
farklı bir perspektif benimsedim: kültürel sosyoloji. Bu yaklaşım o dönemde
birçok kişi tarafından sıra dışı, hatta mantıksız bulundu. Hakkımda
‘Katzenstein postmodernizme mi yöneldi? Ona ne oldu?’ gibi yorumlar
yapılıyordu. Bu, inşacılığın henüz yeni gelişmekte olduğu bir dönemdi. Yaklaşık
on yıl sonra, bu alan benim için cazibesini kaybetti ve tekrar belirsizlik ve
risk sorularına yöneldim. Sonunda, iki yıl boyunca fizik okumaya
başladım."
Daha fazla okumak için bkz.
1. Peter A. Gourevitch vd. (2008), The Political Science of Peter J. Katzenstein PS: Political Science and Politics, Vol. 41, No. 4 pp. 893-899.
2. Benjamin J. Cohen (2007) International Political Economy: An Intellectual History, Princeton University Press
3. P, Schouten, (2008) ‘Theory Talk #15: Peter Katzenstein on anti-Americanism, Analytical Eclecticism and Regional Powers’, Theory Talks,
4. Swarthmore Meets Skytte: A Conversation
5. Peter J. Katzenstein (1996/2015) ‘Giriş Milli Güvenlik Üzerine Alternatif Perspektifler’, Peter J. Katzenstein der., Milli Güvenlik Kültürü, Sakarya Üniversitesi Yayınları
6. Rudra Sil, Peter J. Katzenstein (2010) Analytic Eclecticism in the Study of World Politics: Reconfiguring Problems and Mechanisms across Research Traditions, Perspectives on Politics , Volume 8 , Issue 2; Rudra Sil, Peter J. Katzenstein (2010) Beyond Paradigms Analytic Eclecticism in the Study of World Politics, Bloomsbury Publishing
7. Peter J. Katzenstein (2022) ‘Worldviews in World Politics’ Peter J. Katzenstein der. Uncertainty and Its Discontents Worldviews in World Politics, Cambridge University Press
13 Şubat 2025 Perşembe
Emma Hutchison Anısına
'Relentless. That’s what I would choose if I had to describe living with kidney failure and on dialysis in one word.'
Lisans okurken küçük bir ameliyat geçiren hocamın, akademisyen olmak isteyenlerin sırt, bel ve kas ağrılarına alışması gerektiğini söylediği anları ara sıra hatırlarım. Gerçekten de 2020 yılı sonuna doğru, yoğun geçen altı ayın ardından, kas ağrıları ve kalp çarpıntılarıyla dolu bir dönemde bu ağrılardan yakınırken hocanın sözlerini yine hatırlamıştım. Aslında bunlar, neredeyse hiç önemli olmayan, kolay süreçlerdi. Benim için en moral bozucu şey ise genellikle yılda bir-iki defa gelen grip ve baş ağrılarıydı. Bilgisayara ve kitaplara bakamaz, iki-üç gün boş boş geçirir ve kaybettiğim zamana üzülüp dururdum.
Açıkçası, birçok hocanın pek çok soruna ve hastalığa rağmen derin bir tutku ve gayretle, sonsuz bir okuma ve yazma sürecine olan bağlılığını görmek sıra dışı bir durum değil. Hatta bu, tüm zorluklara rağmen onların normal rutini bile denilebilir. Ancak bazı akademisyenlerin, üretkenlikleriyle son derece çelişen ağrı ve sızı dolu hastalıklarla bir arada yaşadıklarını okumak gerçekten hayret vericidir.
Emma Hutchison da böbrek
yetmezliği nedeniyle on yılı diyalize bağlı olarak geçen 25 yılı aşkın bir sürede,
her şeye rağmen entelektüel tatmin için hayatını sürdüren ve maalesef üç ay
önce aramızdan ayrılan önemli teorisyenlerden biriydi. Kendisi gibi yine
akademisyen olan eşi Roland Bleiker’in vefatı sonrası yakın zamanda
yazdıklarını okuyunca, ne kadar sancılı bir on yıl geçirdiğini görmek az da olsa mümkün. Bu
blog yazısını çektiği acıları başkalarının da görmesini istemesine rağmen yine
de normal hayat yaşamak adına bunu çevresine ve öğrencilerine çok az yansıtan (dün
onun Twitter
profilinin tamamanı baştan sona incelediğimde ben de farkına vardım. Hastalığı
adına neredeyse hiç paylaşım yok) Emma Hutchison anısına
yazmanın onun hatırlamanın ve hatırlatmanın en iyi yolu olacağına düşündüğüm
için yazıyorum.
Hutchison küresel
politikada duyguların önemi üzerine yazan en önemli yazarlardan birisidir ve bunu
Google Scholar'daki katkılarından ve atıflardan görmek mümkündür. Uİ
disiplininde geleneksel kuramlarda duygular genellikle kaygı-korku ya da
dostluk-güven olarak ve verili ele alınmış, politikada karar alıcıların
rasyonel davranışlarına engel teşkil eden bir olgu olarak politikanın açıklanmasında alakasız görülmüştür.
Hutchison buna karşın duyguları hem normal hayatın hem de politikanın işleyişine ait olan içsel bir şey olarak ele almaktadır. Dünya siyasetinde duyguların çalışılması
ona göre, siyasi
aktörlerin algı, motivasyon ve niyetlerinin açıklanmasında temel teşkil
etmektedir. Amacım burada uzun-uzun Hutchison’un katkılarını anlatmak değil. E-IR’da
yazıdığı (Why Study Emotions in International Relations? ve Affective
Communities and World Politics) iki yazıda bu tartışmaları kısa bir şekilde
detaylandırmaktadır. İsteyen onlara bakabilir. Burada kendisinin 2015 yılında
hastalığı ile ilgili yazmaya başladığı ve birkaç yazıdan oluşan blogundan kısaca
paylaşmak istiyorum.
Emma’ya 18 yaşında böbrek
yetmezliği (IgA nephropathy) teşhisi kondu ve 44 yaşında vefat edene kadar 25
yılı diyaliz-nakil-diyaliz döngüsü
ile
geçti. Bu sürede doktora sonrası araştırma hariç, yaşadığı şehirden hiç ayrılamadı
ve 10 yıl kadar da haftanın dört-beş günü, neredeyse
en az beş saatini alan tedavisi için, tüm zamanını eşi ile hastanede geçirdi. İlk
böbrek nakli 13 yıl boyunca işlevini sürdürürken, ikincisi ancak bir-iki yıl
dayanabildi. Son beş yıldır ise üçüncü kez diyalize bağlı olarak, haftada
sadece iki gün hastaneden uzak kalarak evinde veya okulda kendisine zaman
ayırabiliyordu.
‘Ağrı toleransım mükemmel’
dese de kolundaki sinir hasarına bağlı ağrının ‘dayanılmaz’ olduğunu söylüyordu.
Bunun dışında, sürekli devam eden baş ağrıları, gece kusmaları ve tüm vücudunu
yavaş yavaş tüketen böbrek yetmezliği, onun için sadece olağan bir durumdu. ‘Sürekli
mide bulantısı ve kusma, anemi ve aşırı halsizlik’ tüm gününü etkilemekteydi.
Günde sadece 500 ml sıvı
tüketmesine izin veriliyordu. Buna su-kahve-yoğurt-dondurma-yemek gibi sıvı
içeren her şey dahildi. Taze meyve ve sebzeler yasaktı.
Böbrek yetmezliği ile yaşamak asla bitmez. Sahip olmanız gereken sürekli bakım ve kısıtlamalar çok yorucudur. Hastanede geçirdiğiniz zaman her şeyi tüketir. Gününüzün hiçbir anı bu durumun getirdiği kısıtlamalardan azade değildir. Ancak paradoksal olarak sizi hayatta ve mümkün olduğunca iyi tutan şey bu kısıtlamalar - ve diyaliz günlerinizdir. (3 Aralık 2015)
Tüm zamanınızı hastanede geçirdiğinizde hiçbir şeye
zamanınız kalmıyordur. Normalde sabah 6’da
kalkıp güne başlayan Emma, hastanedeki bu durumundan yakınıyor. Eşi Bleiker’in söylediği
üzere ‘Tüm kişisel ve
profesyonel hayatını acı ve ıstırap içinde sürdürmek zorunda kaldığı için
hiçbir zaman kaygısız bir yaşam sürme şansına sahip olmadı.’
Haftada
dört gün hastanede olunca, hiçbir şeye yeterince zaman kalmıyor. Bilgisayarım,
yarım kalmış makalelerle dolu. Hibe başvuruları henüz tamamlanmadan bekliyor.
Çalışma odamda, konu ve öncelik sırasına göre dizilmiş, yarısı
okunmuş makaleler yığını duruyor. En eski ve en yakın arkadaşlarımdan
bazılarını en son ne zaman gördüğümü bile hatırlamıyorum. (3 Aralık 2015)
Diyalize
geri döndükten iki yıl sonra, böbrek yetmezliğinin ve makineye bağlı yaşamın ne
kadar zor olduğunu ancak bunu yaşamak zorunda kaldığınızda anlayabiliyorsunuz.
Günlük zorluklar - sıvı yönetimi, sürekli yorgunluk ve sersemliğe rağmen
çalışmaya ve odaklanmaya çalışırken, bugün sabah kahvesinin mi yoksa gece
yorgunluğunun mu sizi kusturacağını merak etmek gibi. Bir ya da iki gün önceden
nasıl hissedeceğinizi bilemediğiniz için iş haftanızı ve özellikle
toplantılarınızı planlamak konusunda endişelenmek gibi. Günlük planlama gerektiren
tüm kronik hastalıklarda olduğu gibi, bu küçük şeylerin hepsi birikir. (11 Mayıs 2016)
Emma, tüm bunlara rağmen hastalığının kendi hayat
mücadelesinde kendisine bir anlam kazandırdığını, ailesiyle daha yakın bağlar
kurmasına vesile olduğunu, hastalığının yarattığı kırılganlığın onun kimliğinin
bir parçası olduğunu ve dünyaya bakışını değiştirdiğini bize söylüyor.
Sağlığım
beni ben yapan şeylerin büyük ve ayrılmaz bir parçası. Çoğu gencin tek
düşünebildiği şeyin özgürleşmek olduğu bir zamanda savunmasız ve muhtaç olmak
zordu. Ancak sonraki yıllarda, kendimi bulduğumda ve hayatımın nasıl olacağıyla
hesaplaşmaya başladığımda, hastalığın dünyayı yeniden görmemi sağladığını fark
ettim.
Evet,
kırılganlık insanı alçakgönüllü kılar. Yumuşatır. Hatta bazen paramparça
edebilir. Ama savunmasızlık aynı zamanda bir güçtür. Motive edebilir, gerçekten
önemli olana odaklanmanı sağlar. Çevrendeki gürültüyü susturmana yardımcı
olabilir. (13
Ağustos 2016)
2017 yılında Emma'ya ikinci böbrek nakli yapılıyor. Mutluluğunu
hissetmemek mümkün değil.
Naklin
üzerinden tam bir ay geçti. Ve diyalize en son girmemin üzerinden de bir ay.
Tam
bir ay.
Bu,
on sekiz diyaliz seansına denk geliyor. Diyaliz makinesine bağlı geçirilen 80
saatten fazla zamana..Hatta evden ya da işten hastaneye haftada dört kez gidip
gelmeyi de hesaba katarsak, en az 120 saate…
Diyalizsiz
tam bir ay..
Gerçek
bir mucize gibi (..) (23 Ağustos 2017)
![]() |
Her gün beş saat, haftada 5 gün, 10 yıl diyalize bağlı bir hayat ve 25 yıl süren bir hastalık |
In Honour of Emma Hutchison |
Emma ve eşi Roland Bleiker |
Yes is a World A Tribute to Emma Hutchison - Roland Bleiker
DialysisDay – Emma Hutchison
Vale Associate Professor Emma Hutchison
Emma Hutchison (2018) Why
Study Emotions in International Relations?, E-IR
Emma Hutchison (2018) Affective
Communities and World Politics, E-IR
Portraits of Courage and Curiosity In Memory of Emma Hutchison (1980-2024)
Portraits of Courage and Curiosity
In Memory of Emma Hutchison (1980-2024)
11 Ocak 2025 Cumartesi
Çevre Çalışmaları Üzerine Birleşmiş Milletler Çevrimiçi Eğitim Listesi
I. Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından sunulan eğitimler
1. InforMEA Diploma on International Environmental Law and Governance
Introduction to Environmental Governance
Introduction to Human Rights and the Environment
Introductory course to International Environmental Law
Introductory Course to International Legal Framework on Environmental Impact Assessment
Effectiveness and Compliance of Multilateral Environmental Agreements
Mini course on Environmental Defenders
Mini Course on Regional Economic Integration Organizations
2. InforMEA Diploma on the International Legal Framework on the Protection of the Atmosphere
Introduction to Environmental Governance
Introductory course to International Environmental Law
Introductory course on the International Legal Framework on Transboundary Air Pollution
Introductory course to the International Legal Framework on Ozone Depletion
Global framework for a pollution-free planet
Climate Change International Legal Regime
3. InforMEA Diploma on the International Legal Framework on Pollution
Introduction to Environmental Governance
Introductory course to International Environmental Law
Introductory Course to the Basel Convention on the Control of Transboundary Movements of Hazardous Wastes and their Disposal and Regional Instruments on Hazardous Wastes
Introductory Course to the Minamata Convention on Mercury
Introductory Course to the Rotterdam Convention on the Prior Informed Consent Procedure for Certain Hazardous Chemicals and Pesticides in International Trade
Introductory Course to the Stockholm Convention on Persistent Organic Pollutants
Introductory Course on the International Legal Framework on Transboundary Air Pollution
Introductory Course to the International Legal Framework on Ozone Depletion
Global framework for a pollution-free planet
Introductory Course to the International Legal Framework on Marine Pollution
4. InforMEA Diploma on the International Legal Framework on Biological Diversity
Introductory course to International Environmental Law
Introduction to Environmental Governance
Introductory course to the International Plan Protection (IPPC)
Course for the National Focal Points for the Convention on the Conservation of Migratory Species of Wild Animals (CMS) and its instruments
Introductory Course to the Convention concerning the Protection of the World Cultural and Natural Heritage
Introductory Course to the Convention on Biological Diversity (CBD)
Introductory Course to the International Treaty on Plant Genetic Resources for Food and Agriculture
Introductory Course to the Ramsar Convention on Wetlands
5. InforMEA Diploma on the International Legal Framework on Freshwater Resources
Introductory Course to the Ramsar Convention on Wetlands
Global framework for a pollution-free planet
Introductory Course to the International Legal Framework on Freshwater Resources
6. InforMEA Diploma on the International Legal Framework on Agriculture, Land Degradation and Soil Protection
Introduction to Environmental Governance
Farmers´Rights in the International Treaty on Plant Genetic Resources for Food and Agriculture
Introductory Course to the Convention on Biological Diversity (CBD)
Introductory Course to the International Treaty on Plant Genetic Resources for Food and Agriculture
Introductory Course to the United Nations Convention to Combat Desertification in Countries experiencing Serious Drought and/or Desertification, particularly in Africa (UNCCD)
Global framework for a pollution-free planet
Bkz. https://elearning.informea.org/
II.UN SDG: Learn
UN SDG: Learn, sürdürülebilir kalkınma konularında ilgili ve seçilmiş öğrenme çözümlerini bireylere ve kuruluşlara getirmeyi amaçlayan Birleşmiş Milletler girişimidir.
Climate Change Science & Negotiations
Low Carbon Green Growth Roadmap
Children and Climate Change
Trade and Environment at the WTO
Planetary Boundaries and Human Opportunities
Business Model Innovation for Sustainable Landscape Restoration
Shifting Towards Water-Resilient Infrastructure
E-Training on the Framework for Development of Environmental Statistics (FDES)
E-Training on the Compilation and Application of Environmentally Extended Supply-Use Tables (EE-SUTs) in Africa
BM aynı zamanda sunduğu kuponlarla Ubiquity University üzerinden çevrimiçi ve ücretsiz eğitimler vermektedir. Eğitimlerin temel kapsamı sürdürülebilir kalkınma ilkelerinin öğrenilmesi üzerinedir. Bu eğitimlere UN SDG: Learn üzerinden ulaşarak erişebilirsiniz.
United Nations SDG Overview Course – Introduction to the SDGs
United Nations SDG 001 – No Poverty
United Nations SDG 002 – Zero Hunger
United Nations SDG 004 – Quality Education
United Nations SDG 011 – Sustainable Cities and Communities
United Nations SDG 012 – Responsible Production and Consuption
United Nations SDG 013 - Climate Action
Bkz. https://www.unsdglearn.org/courses/?
III. SDG Academy
SDG Akademisi, Birleşmiş Milletler için küresel bir girişim olan Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı'nın (SDSN) çevrimiçi eğitim platformudur.
Ethics in Action
One Planet, One Ocean
Planetary Boundaries
Sustainable Cities
Global Public Health
Globalization: Past and Future
Age of Sustainable Development
Cities and the Challenge of Sustainable Development
Climate Action: Solutions for a Changing Planet
Climate Change Science and Negotiations
Climate Change: The Science and Global Impact
Conversations with Global Leaders: Leading on Sustainable Development
Conversations with Global Leaders: Leading on Sustainable Development
Environmental Security and Sustaining Peace
Feeding a Hungry Planet: Agriculture, Nutrition and Sustainability
From the Ground Up: Managing and Preserving Our Terrestrial Ecosystems
How to Achieve the Sustainable Development Goals
Human Rights, Human Wrongs: Challenging Poverty, Vulnerability and Social Exclusion
Industrial Policy in the 21st Century: The Challenge for Africa
Macroeconomics for a Sustainable Planet
Measuring Sustainable Development
Natural Resources for Sustainable Development
Sustainable Development: The Post-Capitalist Order
Sustainable Food Systems: A Mediterranean Perspective
Tech for Good: The Role of ICT in Achieving the SDGs
The Best Start in Life: Early Childhood Development for Sustainable Development
Transforming Our World: Achieving the Sustainable Development Goals
Water: Addressing the Global Crisis
Work and Employment for a Sustainable Future
Bkz. https://sdgacademy.org/ veya https://www.edx.org/school/sdgacademyx
Daha fazla eğitim için bkz.
2.UN e-Learning Platform of the United Nations Statistics Division
3. NBSAP Forum E-Learning
4. FAO elearning Academy
5. United Nations Institute for Training and Research (UNITAR)
6. WTO E-learning
7. SDG Help Desk E-Learning
7 Şubat 2024 Çarşamba
Antakya/Hatay
…hiçbir yere gelmedi ki yardım..daha
Depreme uyanmak bir tarafa gün içinde dehşetin büyüklüğünü kavramak bile çok zordu! Twitter’dakı mesajları tekrar tekrar okuyunca kötü bir şeyler yaşandığı yavaş yavaş kavramaya başlıyordum. En kötüsü de Elazığ, İzmir gibi depremleri görünce, insan uzaktan bakarak sanki Türkiye’de hayatın olası bir parçası diye düşünmeden edemiyordu. Ne de olsa depreme maruz kalan sen değilsin!
Mesajı tekrar okuduğumda, Hatay'da
yaşayan Aziz’e yazarken, aslında durumun ciddiyetini yeterince kavrayamadığımı
fark ediyorum. Sonra az önce mail üzerinden 50 dakika içinde Aştı’dan kalkan
Kamil Koç’a bilet bulup deprem bölgesine kendi çabasıya gitmeye çalışanlar gibi
otobüse yetişmeye çalıştığımı görüyorum. Ne yapabilirdim ki..Belki bir yardımım
dokunurdu. Ama Aziz’den gelen mesajı sürekli hatırladığım için kesinlike
Ankara’da boş-boş oturmaktan daha iyi hissedeceğimi düşünüyordum.
Sabaha doğru İskenderun’a varırken hayatımda ilk defa bir film sahnesine benzeyen bir durumla karşılaşıyorum. Her gün sokakta, okulda gördüğünüz bir şey değil bu. Daha şehire girmeden bilinmeyen bir nedenle limanın yandığını, simsiyah dumanın tüm şehri esir aldığı görüyorsunuz. Müdahale eden kimselerin olmadığını hatırlıyorum. Tüm limanda konteynerler yanarak büyük bir alev oluşturmuştu bile..Duman denize doğru değil tam da dehşetin yaşandığı şehre doğru yükseliyordu. Resimde belli olmasa da, sol tarafa doğru bakanlar, tüm şehrin duman altında kaldığını görebilirdi…Deprem ve yangını bir arada görünce akla ilk gelen şey tüm devlet mekanizmasının çökmüş olduğunu düşünmekti..
![]() |
İskenderin Limanı (Sabah 9-10.00/7 Şubat) |
![]() |
İskenderun duman altında |
İskenderun otogarından araç kalkıp Antakya’ya doğru yol alırken yukarıya doğru uzanan dar yollarda çok uzun bir trafik oluşmuştu. Tam hatırlayamasam da 55 km mesafenin 2-3 saat sürdüğünü tahmin ediyorum. Otobüs trafikte yavaş-yavaş ilerlemeye çalışırken karşıdan da sayısız Ambulansın şehirden çıktığını görüyordum..Antakya’da hastane yokmuydu? Iskenderun hastanesinin yıkıldığını biliyordum. Öyleyse bu kadar Ambulans nereye doğru gidiyordu? Muhtemelen Antakya hastanesi de yıkılmış olmalıydı…Zar zor Twitter’da en çok hasar alan yerlerden birisinin Samandağ olduğunu okuyorum. Acaba oraya ambulans gitti mi?
Nerelerden geçtiğimizi bilmiyorum ancak hayatımda bu kadar güzel yaylalar, yeşil alanlar gördüğümü hatırlamıyorum. Keşke deprem yüzünden değil de bir başka nedenle buraya geliyor olsaydım diye düşünmeden edemedim!
Antakya’ya varırken İstanbul ve Konya tırı ile birlikte ilerlediğimizi hatırlıyorum. Bu da öğlen saat 12 gibi olsa gerek. Gıda yardımını Konya belediyesinin sağladığını gördüğümden (her ne kadar tam emin değilsem de) yardımın sabahtan önce ulaşmadığını söyleyebilirim.
Otobüs Antakya otogarına vardığı
zaman otogarın deprem dolayısıyla hasar aldığını, içinde kimsenin olmadığını,
bir çoğu gelen-giden kimsenin de otogarın dışında otobüslerle birlikte hareket
halinde olduğunu görüyorum. Birilerine yıkılan binaların ne tarafta olduğunu
soruyorum. Hatırlayamasam da galiba İnönü bulvarına doğru beni yönlendirdiğini
ve bulvarı takip ederek en az 1 saatlik yürüme ile merkeze ilerlediğimi
hatırlıyorum.
Etrafta ayakta kalan binalar olmasına rağmen merkeze yaklaştıkça artık yıkılan binalarla karşılaşıyorsunuz. En korkunç görüntü ise birkaç km boyunca yolun sağ ve sol tarafında neredeyse tüm binaların yıkılmış olduğunu görmekti..
![]() |
Romanya'dan bir ekip |
İlk kalp kırıcı görüntü ise az ilerde bir kişinin elinde çekiç benzeri bir aletle daha tam olarak yıkılmamış binanın molozları üzerinde taşları kırmaya çalıştığını görmemdi.
![]() |
İnsanlar tamamen çökmüş binanın içine girmeye çalışıyor. |
![]() |
Anda Derneği Arama Kurtarma Ekibi |
İleride bir Migros marketinin içinde insanların içecek-yiyecek bakındığını ve yıkılmamış 7-8 binalık bir sitenin bahçesinde oturduğunu görüyorum.
Yol üzerinde bir asker her an
yıkılmakta olabilecek olan bir binanın önünde durarak insanları uyarıyordu.
Yine yol üzerinde Mersin’den şehre daha yeni gelmiş çevik kuvvet ekibinin otobüsten indiğini görüyorum. Gün içinde başka bir yerde bu ekibi gördüm mü hatırlamıyorum.
Merkeze doğru yaklaşırken yıkılan onlarca binanın yanında yöresinde kimse yoktu. Dümdüz yolda binalar kendi kaderlerine terk edilmişti! Zaten hangi binaya koşturulabilirdi ki! Hangi binanın daha az hasar aldığını içine girmenin mümkün olduğunu tahmin etmek zordu. Birkaç binanın önünde bir şeyler yapmaya çalışan birçok kimsenin kendi ailesine ulaşmaya çalıştığını görebiliyordunuz. Birçoğu binanın önünde ise kimse yoktu. Muhtemelen depremle birlikte herkes o binanın içinde kalmış veya ölmüştü. Seslerini duyurabilecekleri ise kimse yoktu!
![]() |
Denizli Büyükşehir İtfaye |
![]() |
Yapı Kredi Arama Kurtarma Ekibi |
![]() |
Şehir Merkezinde arama kurtarma yapan askerler ''Bura hemen bitsin yan binaya geçeceğiz'' diyorlardı. |
![]() |
15 Temmuz Milli İrade Parkı. Tüm tırlar buraya geliyordu. Yemek-giysi dağıtımı buradaydı. |
![]() |
Traktör yol açabilse yanda bekleyen 2-3 kişi içeri girecek. |
![]() |
Toza dönmüş binalar |